Çalınan AI oturumları MFA’yı aşabiliyor: 5.871 cihazlık sızıntı

Anasayfa » Çalınan AI oturumları MFA’yı aşabiliyor: 5.871 cihazlık sızıntı
Çalınan AI oturumları MFA’yı aşabiliyor: 5.871 cihazlık sızıntı

Kimlik avı ya da oturum çerezleriyle sınırlı olmayan stealer log’lar, artık yapay zekâ servislerine ait yeniden oynatılabilir token’ları ve API anahtarlarını da ortaya çıkarıyor. Okta’nın incelediği yeni bir sızıntıda, 162 ülkedeki 5.871 enfekte cihazdan toplanan veriler içinde Google, Microsoft, Anthropic, Amazon, Notion, Cursor, Poe.com, Gamma, Character.ai ve Pika AI gibi hizmetlere ait çok sayıda geçerliliği hâlâ süren kimlik doğrulama bilgisi bulundu.

Analiz edilen paket, 2 Ağustos 2026’da bir Telegram kanalında paylaşılan 7 GB’lık infostealer dökümüne dayanıyor. Bu tür veriler genellikle Lumma Stealer ve Vidar gibi kötü amaçlı yazılımlarla toplanıyor; saldırganlar, çaldıkları erişimleri yeraltı forumlarında stealer log biçiminde yeniden satışa çıkararak sonraki saldırılara zemin hazırlıyor. İncelemeye göre amaç yalnızca parola çalmak değil; oturum token’ı, API anahtarı ve benzeri yeniden kullanılabilir sırları ele geçirerek doğrudan hesap erişimi sağlamak.

Okta’nın verilerinde 5.871 enfekte makineye ait kayıtlar arasında farklı servislerden gelen oturum bilgileri öne çıktı. Şirket, bu sistemlerin 162 ülkeye yayıldığını ve dump içinde binlerce süresi dolmamış kimlik doğrulama belirtecinin yer aldığını aktardı. Kuruluş, özellikle yapay zekâ servislerine bağlı erişimlerin suç pazarında daha değerli hâle geldiğini belirtti.

JWT ve JWE’ler AI hesaplarına kapı aralıyor

Okta güven istihbaratı direktörü Jeremy Kirk, saldırganların özellikle oturum token’larına ve API anahtarlarına yöneldiğini, çünkü bu sırların çoğu durumda tekrar oynatılarak kimlik bilgisine dayalı doğrulamayı baypas etmenin mümkün olduğunu söyledi. Kirk, geçerli bir token’ın ele geçirildiğinde saldırganın LLM servisine sanki normal giriş yapmış gibi erişebildiğini, bunun da hesabı ele geçirmek için parola bilmeyi gereksiz kıldığını belirtti.

Şirkete göre stealer dökümünde 44.791 benzersiz JSON Web Token (JWT) yer aldı. Bunların 555’i, yapay zekâ servislerine ilişkin kimlik doğrulama işlemleriyle bağlantılı görünüyordu. JWT yapısı, oturum token’ına benzer biçimde kullanıldığında saldırgana doğrudan hesap erişimi sağlayabiliyor; bu da kullanıcı adı, parola ve çok faktörlü doğrulama (MFA) akışını devre dışı bırakıyor.

Okta ayrıca 2.937 kimlik doğrulama ilişkili JSON Web Encryption (JWE) yapısı da belirledi. Bunlar şifrelenmiş JWT’ler olarak kullanılıyor ve verilerdeki çoğu örneğin OpenAI tarafından, NextAuth.js üzerinden üretildiği ifade ediliyor. JWE’ler yalnızca anahtar sahibi tarafça çözülebilse de, saldırgan elindeki örneği süresi dolmamışsa yeniden oynatarak hesaba erişim sağlayabiliyor.

Toplam dökümün içinde, paylaşım günü itibarıyla hâlâ geçerli olan 1.843 JWT ve JWE bulundu. Daha çarpıcı olan ayrıntı ise 44.791 JWT’nin yüzde 17,7’sinde ad, telefon numarası veya e-posta adresi gibi açık metin kişisel verilerin yer almasıydı. Kirk, bu bilginin son kullanma tarihi olmadığını ve belirli bir kullanıcıyı belirli bir servisle doğrudan eşleştirdiğini, bu nedenle sosyal mühendislik ve oltalama girişimlerinde işe yarayabileceğini söyledi.

Dökümde yer alan oturum verileri, yalnızca giriş taklidi için değil, hesap içinde kalıcılık kurmak için de kullanılabiliyor. Özellikle session replay saldırılarında saldırgan, çalınmış token’ı tarayıcı çerezleri, sessionStorage ya da localStorage içinden alıp başka bir sistemde kullanıyor. Bu durumda MFA açık olsa bile saldırı akışı token seviyesinde tekrarlandığı için kullanıcıdan ikinci bir doğrulama isteme ihtimali ortadan kalkabiliyor.

Okta’nın bulgularında yer alan JWT ve JWE kayıtlarının tamamı tek bir servise ait değildi. Liste içinde Google, Microsoft, Anthropic, Amazon, Gamma, Notion, Character.ai, Cursor, Poe.com ve Pika AI gibi platformların kimlik bilgileri de yer aldı. Şirket, bu dağılımın infostealer ekosisteminin hangi tür hesapları topladığını açık biçimde gösterdiğini aktardı.

IP izin listeleri ve cihaz bağlı oturumlar saldırıyı zorlaştırıyor

Yayımlanan inceleme, bu tür tekrar oynatma girişimlerinin her ortamda aynı sonucu vermediğini de hatırlatıyor. Bir kurum IP allowlisting kullanıyorsa, yalnızca izin verilen adreslerden gelen trafiğe kapı açtığı için çalınmış token’ın dış ağdan kullanılması engellenebiliyor. Google’ın Chrome için destek eklediği Device Bound Session Credentials (DBSC) yaklaşımı da oturum belirtecini kriptografik olarak cihaza bağlıyor; böylece token başka bir sistemde tek başına işe yaramıyor.

Ancak tablo yalnızca oturum verileriyle sınırlı değil. TruffleHog ile yapılan taramada, dört yapay zekâ servisine ait 24 geçerli API anahtarı daha bulundu. Bunlar arasında Google Gemini, OpenAI, Groq ve OpenRouter anahtarları yer alıyor. Böyle bir anahtarı ele geçiren saldırgan, bunu casusluk, şantaj ya da kaynak tüketimi için kullanabiliyor; en doğrudan sonuç ise hesap sahibinin AI token faturalarının şişmesi oluyor.

AI servislerinin izinsiz kullanımı için sektörün kullandığı terimlerden biri LLMjacking. Bu yöntemde saldırgan, kurbanın büyük dil modeli hesabına yetkisiz erişim sağlayıp servisi kendi hedefleri için kullanıyor ya da erişimi başka suçlulara satıyor. Teknik olarak yaklaşım, bir sistemin kaynaklarını gizlice kripto para üretiminde kullanan saldırılara benziyor; farkı, bu kez ağır hesaplama yükünün kurbana fatura edilmesi.

Okta, IP izin listelerinin ve DBSC gibi cihaz bağlı oturum yaklaşımlarının saldırıyı her durumda bitirmediğini de not düştü. Şirketin aktardığına göre, token ya da anahtar geçerliyse saldırganlar yalnızca doğru ortamı bulmak zorunda kalıyor. Bu nedenle çalınmış bir oturum verisi, tek başına parola kadar görünmez olmasa da doğrudan hesabın ön kapısını açabiliyor.

Yeraltı piyasasında yapay zekâ erişimi satışı hızlandı

Yapay zekâ kullanımının kurumsal ortamlarda yayılmasıyla birlikte, infostealer’lardan sızan veri setlerinin suç ekonomisindeki değeri de arttı. Yeraltı forumlarında artık yalnızca parola listeleri değil, token paketleri ve anti-detect tarayıcılar da alıcı buluyor. Okta’nın işaret ettiği bir Telegram paylaşımında, adı verilmeyen bir satıcının Claude, Cursor, ChatGPT ve Gemini erişimlerini indirimli fiyatla sunduğu; buna 7/24 destek ve para iade garantisi eklediği görüldü.

Benzer bir başka servis olan Poison Claude, Anthropic’in Opus 4.8, Opus 4.7, Opus 4.6 ve Sonnet 4.6 modellerine erişim sağladığını iddia ediyor. Bu ilanlar, suç pazarında yalnızca hesap çalmanın değil, doğrudan AI kapasitesi kiralamanın da ticari bir modele dönüştüğünü gösteriyor.

Okta, çalınan oturum verileriyle hesap ele geçirmenin özel araçlar gerektirdiğini de vurguladı. Anti-detect olarak anılan tarayıcılar, çalınmış kimlik doğrulama verisini kullanacak şekilde tasarlanıyor ve güvenlik kontrollerinden kaçmaya yardımcı oluyor. Açık kaynak Camoufox ya da otomasyon aracı SeleniumBase gibi yazılımlar, tarayıcının sessionStorage ve localStorage alanlarından alınmış verileri dosyadan yükleyebiliyor. Bu araçların çoğu proxy yapılandırmasına izin veriyor; böylece “imkânsız seyahat” uyarılarını ve davranış tabanlı alarmları atlatmak kolaylaşıyor.

Bu tekniklerin bir kısmı savunma tarafında da meşru kullanım alanına sahip. Otomasyon ve tarayıcı yönetimi, güvenlik ekipleri tarafından kendi sistemlerini test etmek ya da oturum davranışlarını incelemek için de kullanılabiliyor; sorun araçta değil, ele geçirilmiş veriyi nasıl kullandığında ortaya çıkıyor.

Google da yeraltı forumlarında AI hesaplarına dönük talebin arttığını ve bu hesapları satan ilanların çoğaldığını açıkladı. Şirketin gözlemlerine göre Claude ve Gemini kimlik bilgilerine yönelik alıcı ilgisi, Cursor Pro ve Devin gibi otonom kodlama ortamlarıyla birlikte yükseliyor.

Google’ın Mandiant ekibinin müdahale ettiği en az bir olayda, saldırganın ilk erişimi açıkta kalan bir GitHub Personal Access Token (PAT) üzerinden elde ettiği ve ardından bunu yetkisiz AI altyapısı kurmak ile yüksek performanslı hesaplama kaynaklarını ölçeklemek için kullandığı aktarıldı. Google Threat Intelligence Group, premium model erişimi ile yüksek performanslı işlem gücü maliyetinin, saldırganların AI’ı operasyonelleştirmesinin önündeki temel engellerden biri olduğunu, bu yüzden AI hesaplarının çalınması, dışa sızdırılması ve satılmasının suç topluluklarında hızlandığını bildirdi.

Kirk, ileri seviye model erişimi pahalandıkça çalmanın satın almaktan daha cazip hâle geldiğini söyledi. Ona göre güçlü kimlik doğrulama ve passkey gibi kimlik avına dayanıklı teknolojiler, kullanıcı adı ve parola ele geçirmeyi zorlaştırıyor; fakat çalınmış bir session token’ı ya da API anahtarını tek başına durdurmuyor.

Google Threat Intelligence Group’un değerlendirmesinde, saldırganların AI hesaplarına yönelmesinin arkasında premium model erişimi ve yüksek performanslı hesaplama gücünün maliyeti bulunuyor. Grup, enterprise bulut ortamlarına sızıp işlem kaynaklarını ele geçirme girişimlerinin de arttığını bildirdi. Kirk ise çalınan session token’lar ve API anahtarlarının, kimlik avına dayanıklı sistemler olsa bile kullanım dışı kalmadığını vurguladı.