İstanbul Emniyet Müdürü Selami Yıldız ile Dijital Çağda Güvenlik

İstanbul Emniyet Müdürü Selami Yıldız ile Dijital Çağda Güvenlik

Dijitalleşme, insanlık tarihinin en hızlı ve en derin dönüşümlerinden birini yaşıyor. Artık yalnızca sokaklar, meydanlar, sınırlar değil; ekranlar, sunucular ve veri merkezleri de güvenliğin asli unsurları arasında yer alıyor. Suç, mekân değiştirdi. Tehdit, biçim değiştirdi. Devlet refleksi ise bu dönüşüme ayak uydurmak zorundadır.

Dün (02.02.2026) İstanbul Emniyet Müdürü Selami Yıldız ile gerçekleştirdiğimiz görüşme, tam da bu dönüşümün merkezine ışık tutan nitelikteydi. Fiziki suçlarla mücadelede elde edilen tecrübenin, artık dijital dünyaya da aynı kararlılıkla taşındığını görmek; yalnızca bir güvenlik meselesi değil, aynı zamanda bir devlet kapasitesi meselesi olarak karşımızda duruyor.

Veri: Yeni Çağın En Sessiz Silahı

Kişisel Verilerin Korunması Kanunu (KVKK), çoğu zaman yalnızca hukuki bir metin gibi algılanıyor. Oysa dijital çağda veri, bir kimliktir; hatta kimi zaman bir insanın kendisinden daha fazla şey anlatır. Adresiniz, alışkanlıklarınız, temas ettiğiniz kişiler, gittiğiniz yerler… Tüm bunlar bir araya geldiğinde, ortaya yalnızca bir profil değil; yönlendirilebilir, ikna edilebilir, manipüle edilebilir bir birey haritası çıkar.

Sayın Yıldız’ın özellikle altını çizdiği hususlardan biri de tam olarak buydu: Masum görünen mobil uygulamalar, “ücretsiz” hizmetler ya da eğlence amaçlı oyunlar aracılığıyla toplanan veriler, suç örgütleri için birer referans dosyasına dönüşebiliyor. Bu dosyalar sayesinde dolandırıcılık, artık rastgele değil; hedefli, planlı ve psikolojik olarak tasarlanmış bir saldırıya evriliyor.

Bir dolandırıcının, adınızı bilmesiyle sizi ikna etmesi başka; adresinizi, aile üyelerinizi, alışveriş alışkanlıklarınızı ve sosyal çevrenizi bilerek size ulaşması bambaşka bir tehdittir.

Suçla Mücadele: Yakalamak Yetmez, Önlemek Esastır

Emniyet birimleri, dijital suçlarla mücadelede her geçen gün daha sofistike yöntemler geliştiriyor. Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüklerinin 7/24 esasına dayalı çalışmaları, birçok organize suç şebekelerinin söz çökertilmesini sağlıyor.

Ancak bu tip bir mücadelenin en kritik meselesi şudur ki: Asıl başarı, suçun işlenmeden engellenmesidir.

Bu bakış açısı ve güvenlik yaklaşımı, klasik “olay sonrası müdahale” anlayışından, önleyici güvenlik paradigmasına geçişin en açık göstergesidir. Vatandaşın sahte bir linke tıklamaması, kendisini arayan bir dolandırıcıya kişisel bilgi vermemesi ya da bilinmeyen bir uygulamayı yüklememesi; kolluk kuvvetlerinin aylar süren operasyonlarından bile daha etkili sonuçlar doğurabilmektedir.

Siber Suç = Milli Güvenlik

Bugün organize suç örgütleri, yalnızca fiziki alanlarda değil; dijital ağlar üzerinden de faaliyet yürütmektedir. Uyuşturucu ticaretinden yasa dışı bahse, kara para aklamadan insan kaçakçılığına kadar pek çok yapı, bilişim altyapılarını aktif biçimde kullanmaktadır.

Sayın Yıldız’ın vurguladığı önemli noktalardan biri de şudur: Emniyet teşkilatı, zehir tacirlerine ve organize suç örgütlerine karşı yürütülen operasyonlarda nasıl kararlıysa; bu yapıların dijital damarlarına yönelik müdahalelerde de aynı kararlılığı göstermektedir. Haberleşme ağlarının çözülmesi, finansal dijital izlerin takibi ve sanal organizasyonların deşifre edilmesi, artık suçla mücadelenin ayrılmaz bir parçasıdır.

Bu yönüyle siber güvenlik, yalnızca teknik bir uzmanlık alanı değil; doğrudan milli güvenliğin konusudur.

Teknik Mücadeleden Toplumsal Seferberliğe

Görüşmenin samimi atmosferinde İstanbul Emniyet Müdürü Sayın Selami Yıldız, yalnızca görev yaptığı makamın sorumluluğuyla değil; bu vatanın bir evladı olmanın bilinciyle ve dünyanın göz bebeği İstanbul’un emniyetinden sorumlu bir yönetici olmanın hassasiyetiyle konuştu. Dijital tehditlerin ulaştığı boyuta dair değerlendirmelerini paylaşırken, özellikle medya mensuplarına ve siber güvenlik alanında emek veren tüm paydaşlara içten bir çağrıda bulundu. Siber suçlarla mücadelenin yalnızca teknik operasyonlarla sınırlı kalamayacağını, bu mücadelenin ancak milli şuurla, toplumsal farkındalıkla ve doğru bilgilendirmeyle kalıcı başarıya ulaşabileceğini vurguladı. Medyanın sahip olduğu etki gücünün, toplumun bilinçlenmesinde hayati bir rol üstlendiğini ifade eden Yıldız, bu meselenin gündemde tutulması ve kamuoyunun doğru materyallerle sürekli bilgilendirilmesi hususunda samimi bir ricada bulundu. Bu yaklaşım, hem kurumlar arası iletişimi önceleyen hem de kamuoyuyla güçlü bağ kurabilen bir yönetim anlayışının açık bir göstergesi olarak dikkatimi çekti. Ben de bu haklı isteği sürdürülebilir bir şekilde yerine getireceğime dair kendime ve müdürüme söz verdim.

Medya, Uzmanlar ve Toplumsal Sorumluluk

Devletin refleksi kadar, toplumun bilinci de belirleyicidir. Emniyetin yayımladığı bilgilendirme mesajları, kamu spotları ve teknik uygulamalar tek başına yeterli değildir. Medyanın, bu konuyu sansasyonel başlıklarla değil; istikrarlı, öğretici ve uyarıcı bir dil ile gündemde tutması gerekmektedir.

Biz medya mensuplarına düşen görev, yalnızca olup biteni aktarmak değil; toplumu dijital okuryazarlık konusunda diri tutmaktır. Çünkü dijital çağda en zayıf halka, çoğu zaman sistemler değil; insan refleksleridir.

Ne Yapmalı?

Bu noktada mesaj nettir: İhtiyatlı olun. Kaynağını bilmediğiniz uygulamalara kişisel verilerinizi teslim etmeyin. Soğukkanlı davranın. Şüpheli bir arama, mesaj veya bağlantı durumunda paniğe kapılmadan emniyet birimleriyle iletişime geçin. Resmi uyarıları takip edin. Emniyet Genel Müdürlüğü’nün ve ilgili kurumların duyurularını dikkate alın.

Dijital dünyada güvenlik, artık bireysel bir tercih değil; kolektif bir sorumluluktur. Devletin kararlılığı, emniyetin sahadaki ve dijital alandaki mücadelesi kadar; vatandaşın dikkati ve bilinciyle anlam kazanır.

Sayın Selami Yıldız’ı ziyaretim sırasında edindiğim izlenimler, bana bir kez daha şunu göstermiştir:

Suç değişiyor, yöntemler dönüşüyor; fakat devlet aklı, teknolojinin tüm imkânlarını kullanarak bu değişime karşı pozisyon almaya devam ediyor.

Unutulmamalıdır ki dijital dünyada en güçlü kalkan, hâlâ bilgidir.

Ve bilgi, paylaşıldıkça güvenliğe dönüşür.

Siber Dünyanın Görünmez Kahramanları Artık Sahada

Siber Dünyanın Görünmez Kahramanları Artık Sahada

CyberNews.tr’nin Genel Yayın Yönetmeni olarak bu satırları yazarken, Türkiye’de uzun süredir eksikliği hissedilen bir boşluğu doldurmak için yola çıktığımızı biliyorum. Siber güvenlik, yalnızca saldırılar yaşandıktan sonra konuşulan bir konu olmamalıdır. Biz, olaylar gerçekleşmeden önce toplumu bilgilendirmeyi, kurumları ve bireyleri tedbirli olmaya davet etmeyi önemsiyoruz. Çünkü siber tehditler yalnızca dijital ekranlarının ötesinde, ekonomik güvenlikten ulusal savunmaya kadar hayatımızın her alanını etkiliyor.

Web Summit 2025’te Dijital Ekonomi ve Güvenlik Tartışmaları

Web Summit 2025’te Dijital Ekonomi ve Güvenlik Tartışmaları

Bu yılın zirvesinde en çok konuşulan başlık siber güvenlikti. Dijitalleşmenin hızlanmasıyla birlikte fidye yazılımları, veri ihlalleri ve yapay zekâ destekli saldırılar küresel risk haline geldi. Etkinlikte Zero Trust mimarisi, kuantum sonrası şifreleme ve AI tabanlı tehdit algılama sistemleri öne çıktı. Google, Microsoft ve Palo Alto Networks gibi devler, yapay zekânın hem saldırı hem savunma tarafında nasıl kullanılabileceğini anlattı. Finans ve sağlık sektörlerinde blokzincir tabanlı kimlik doğrulama çözümleri ve yeni regülasyonlar gündeme geldi. Bu tartışmalar, dijital ekonominin geleceğinin güvenlikten bağımsız düşünülemeyeceğini bir kez daha gösterdi.

İstanbul Emniyet Müdürü Selami Yıldız ile Dijital Çağda Güvenlik

İstanbul Emniyet Müdürü Selami Yıldız ile Dijital Çağda Güvenlik

Dijital çağda suç yöntemleri değişirken veri güvenliği milli güvenliğin ayrılmaz bir parçası haline geliyor. Siber suçlarla mücadelede devlet refleksi, önleyici güvenlik anlayışı ve toplumsal farkındalığın önemi bu yazıda ele alınıyor. Ferhat Yıldırım'ın İstanbul Emniyet Müdürü Selami Yıldız ile gerçekleştirdiği görüşmeden notlar.

Yanıt bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak.