SS7 Sistemi: Telekomünikasyonun Kalbindeki Kritik Güvenlik Açıkları ve Korunma Yöntemleri

Anasayfa » SS7 Sistemi: Telekomünikasyonun Kalbindeki Kritik Güvenlik Açıkları ve Korunma Yöntemleri

SS7 (Signaling System No.7), küresel telekomünikasyon altyapısının temelini oluşturan, hücresel ve sabit telefon ağları arasında sinyal iletimini sağlayan kritik bir protokoldür. 1970’lerden beri kullanılan bu sistem, çağrı yönlendirme, mesajlaşma ve mobil konum bilgisi gibi işlemleri yönetir. Ancak, günümüzde siber saldırganların hedefi haline gelmesi nedeniyle, SS7’nin yapısı ve güvenlik açıkları siber güvenlik uzmanlarının odak noktası olmuştur.

SS7 Sisteminin Temel Çalışma Prensibi

SS7, telefon ağları arasında kontrol sinyallerini taşır. Bu sinyaller aracılığıyla çağrı kurulumu, sonlandırılması, numara çevrimi, SMS iletimi ve mobil abonenin konum bilgilerinin güncellenmesi gibi işlemler gerçekleştirilir. Sistem, dünya çapında yaklaşık 800 telekom operatörü tarafından kullanılır ve küresel iletişimin omurgasını oluşturur.

SS7’nin çalışma mantığı üç ana bileşene dayanır:

  • Signal Transfer Points (STP): Sinyallerin doğru hedefe yönlendirilmesini sağlar.
  • Service Switching Points (SSP): Çağrı ve mesajların yönetildiği anahtarlar.
  • Service Control Points (SCP): Hizmet mantığını ve veritabanı işlemlerini yöneten kontrol noktaları.

SS7 Protokolünün Temin Edilmesi ve Kullanımı

SS7 protokolü, telekomünikasyon standartları organizasyonları tarafından belirlenmiş bir dizi spesifikasyona sahiptir ve genellikle donanım bazlı çözümlerle uygulanır. Protokol, çeşitli telekom ekipman üreticileri tarafından lisanslı olarak temin edilir ve operatörlerin altyapısına entegre edilir.

SS7 ağ cihazları ve yazılımları, özellikle TeleSign, Cisco, Ericsson, Huawei ve Nokia gibi büyük üreticilerden temin edilebilir. Ayrıca, açık kaynaklı bazı SS7 analiz araçları ve emülatörleri (örneğin Osmocom Signaling Stack) araştırma ve test amaçlı kullanılmaktadır. Ancak, üretim ortamında kullanılacak ekipmanlar genellikle yüksek güvenlik standartlarına sahip ticari ürünlerdir.

SS7’nin Siber Güvenlik Açıkları ve Atak Vektörleri

SS7’nin tasarımında güvenlik önlemleri nispeten zayıf olduğundan, kötü niyetli aktörler tarafından çeşitli saldırı teknikleri geliştirilmiştir. Bunlar arasında:

  • Konum Takibi: Abonenin gerçek zamanlı konum bilgileri ele geçirilebilir.
  • Çağrı ve SMS Dinleme: İletişim içerikleri gizlice dinlenebilir veya yönlendirilebilir.
  • SMS Dolandırıcılığı: İki faktörlü kimlik doğrulama kodları gibi hassas mesajlar çalınabilir.
  • Servis Engelleme (DoS): Abonenin cihazına erişim engellenebilir.

Önemli CVE örnekleri:

  • CVE-2018-17972: SS7 protokol zafiyetlerinden kaynaklanan konum sızdırma açığı.
  • CVE-2019-11477 ve CVE-2019-11478: TCP protokolündeki Zombi saldırıları, SS7 ağlarını etkileyebilir.

SS7 Güvenliği İçin Alınabilecek Önlemler

SS7 sistemini korumak için çeşitli teknik ve idari önlemler gereklidir:

  • Ağ Segmentasyonu: SS7 trafiğinin diğer ağlardan izole edilmesi.
  • Filtreleme ve Yetkilendirme: Sinyal mesajlarının doğrulanması ve yetkisiz erişimin engellenmesi.
  • Şifreleme: Mümkün olan noktalarda trafik şifrelenerek gizlilik sağlanması.
  • Güncel Yazılım ve Donanım: Güvenlik yamalarının zamanında uygulanması.
  • Saldırı Tespit Sistemleri (IDS/IPS): Anormal trafik ve saldırı girişimlerinin tespiti.

Türkiye’de SS7 ve Siber Güvenlik Durumu

Türkiye’deki telekomünikasyon altyapısı da SS7 protokolüne dayanmaktadır ve büyük operatörler bu sistemi kullanmaktadır. Ülkemizde SS7 güvenliği, BTK (Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu) ve operatörler tarafından önemle takip edilmektedir. Son yıllarda artan siber saldırılar ve güvenlik ihlalleri nedeniyle, SS7 tabanlı iletişim sistemlerinin güvenliği üzerine farkındalık artmıştır.

Ayrıca, Türkiye’de çeşitli üniversiteler ve araştırma merkezleri SS7 protokolü üzerinde çalışmalar yapmakta, açık kaynak araçlar kullanarak güvenlik testleri gerçekleştirmektedir. Ancak, altyapı güvenliği konusunda tam şeffaflık sınırlı olduğundan, kullanıcıların bilinçli olması ve kritik iletişimlerde ek güvenlik önlemlerini alması önerilir.

Sonuç ve Özet

SS7, telekomünikasyonun temel taşı olarak yıllardır küresel iletişimi sağlamakta, ancak güvenlik açıkları nedeniyle siber saldırganların cazip hedefi haline gelmiştir. Bu protokolün özünde bulunan zayıf güvenlik önlemleri, konum takibi, gizli dinleme ve dolandırıcılık gibi risklere yol açmaktadır. Türkiye de dahil olmak üzere tüm ülkelerde, SS7 güvenliğinin artırılması için ağ segmentasyonu, filtreleme, şifreleme ve saldırı tespit sistemlerinin kullanılması kritik önemdedir.

Siber güvenlik profesyonelleri ve sistem yöneticileri için SS7 protokolü hakkında derinlemesine bilgi sahibi olmak ve sürekli güncel kalmak, iletişim altyapısının güvenliğini sağlama yolunda en önemli adımdır.